Sunday, December 12, 2010

PROVA SONRASI YÜRÜYÜŞ



Perşembe günü provadan çıktım yani CKM den, Bağdat Caddesine doğru yürüyüşüme başladım.İki üç adım atmıştım ki sol tarafımda birden bire bir martı gördüm.Bulunduğum yerin denizle hiç ilgisi yok,hemen çantadan Ciciki çıkardım,hem konuşup hem fotoğraf çekmiye başladım.Zavallı diye içimden geçirdim,denizlerimizde balık kalmadı,gelip geçenin çok olduğu bu çıkmazda mama arıyor garibim...Benimle konuşurken gözü hep karşı taraftaydı,başımı çevirince bir martıyla daha karşılaştım,bir ona bir ona baktım,bana kolaylık olsun der gibi,konuştuğum martım,arkadaşının olduğu tarafa geçmez mi?

İkisini bir karede görmek ne güzel oldu anlatamam,ne arıyorlar buralarda,kim ilgileniyor bu güzellerle derken,hemen yandaki kafeyi gördüm.Biraz sonra genç bir adam elinde ekmeklerle çıkıp duvarın üstüne sıra sıra dizdi ekmekleri,martılar kibarca beklediler,ekmeklere saldırmadılar,demekki alışmışlar o şekilde beslenmeye üstelik çok ta aç değiller...Nasıl mutlu oldum,anlatamam...



İşte,çınarları da o gün çektim,Bağdat Caddesinden Ethemefendiye girip yürüyüşüme devam ettim...Her yer çeşit çeşit kuş doluydu,bahçeler ve cadde bile...Hepsinin fotoğraflarını çektim,o gün yine çok keyifli bir yürüyüş yaptım...


Minicik serçeleri görebilmeniz için fotoğrafı büyütmeniz lazım,ne yiyorlardı çözemedim,açıkçası o miniklerin yiyebilecekleri mamaları seçebilmek için masaldaki dev olmak lazım...



Ya bu kargacık,trafiğe,yanından geçen insanlara aldırış etmeden,babasının bahçesinde gezinir gibi,kaldırımda dolaşıp kırıntıları ,ağaçlardan düşen tohumların ayak altında ezilen kırıntılarını yiyordu...

Bu güvercin apartmanın araba girişinde tek başına sağlık ve güzellik yürüyüşüne çıkmışcasına keyifli ve rahattı.Etrafına bakına bakına güzelliğinden emin bir şekilde gururla yürüyordu...





Bu iki arkadaşta,caddede ve kaldırımda dolaşıyorlardı,aslında buraları bizim,sizin ne işiniz var ,der gibiydiler...O kadar rahattılar ki ...



Yolumun sonuna kadar biraz daha fotoğraf çektim,yine ağaçlar ve kuşlar...Derken bizim evin önüne geldim,bizi bahçemizin (on dört katlı üç apartmanın olduğu çok büyük bir bahçe)sakinlerinden bir kapıda karşıladı.Bacaklarıma sürünür,konuşur ve kolay kolay bırakmaz beni...



Gördüğünüz gibi,tekirlerin en güzelinden tombiş bir kız,bir de sevecen,bir de konuşkan,anlatılır gibi değil,görmek lazım...Eğer yakalıyabilirsem,birimizle cilveleşirken videoya çekicem,bakalım nasıl olacak,becerebilir miyim acaba?
Ne dersiniz,denemeye değer değil mi?Yeni maceralarda buluşmak üzere...

2 comments:

  1. bakmakla görmenin farkı var fotoğraflarda.. bu yüzden fotoğrafçılığı severim, insanı kör gözle bakmaktan uzaklaştırır.. sevgiler.

    ReplyDelete
  2. Doğru söze ne denir!Başarılar...

    ReplyDelete