Tuesday, January 17, 2012

SABAHTAN AKŞAMA FİNAL

Bugün Salı,fotoğraflar 15.01.2012 Pazar gününe ait,yazı da aynı günden...Bloglarda sistem yine değiştiği için,uyum sağlayıp da bunca fotoğrafı yeni yerleştirebildim.Açıkçası teknolojiden anladığım pek söylenemez.Sadece elimden geldiğince yapmıya çalışıyorum.Çünkü paylaşmayı seviyorum...O sabah gök yüzü yine çok güzeldi bence,tepede de yarım ay var,fotoğrafı büyütürseniz,belki görebilirsiniz...

Güzelim bulutları kaçırmak istemedi Cicik,ben de onu kıramadım,böyle fotoğrafları çok gördünüz,daha da çok göreceksiniz...
Beni aldıktan sonra,servisin ilk durağı,arkadaşlar,burada toplanıp çay içip servisi bekliyor,servis sürücümüz de inip çayını içiyor.O arada makyöz yardımcısı arkadaş,onun yerine oturup,gelen arkadaşlara otomatik kapıyı açıyor ve gördüğünüz gibi bu işi çok seviyor ve çok eyleniyor...İki fotoğraf arasına giremedim,Kadıköyde kar...
Yolda ki kar ve sete gelince kahvaltı fotoğrafları uçmuş,nereye gittiklerini bilemedim.Feyse koyarım sonra...
Birbirimizi yakaladıkça,fotoğraf çektirdik,Ciciğe...Biraz son gün heyecanı,biraz hüzün,biraz burukluk,zor tutulan göz yaşları...
Bir telaş,son bölümlerin,son sahneleri,makyajlar yapılıyor,giysiler giydiriliyor,saçlar güzelleştiriliyor,kimiz peri,kimimiz fani oluyor,kısa aralıklrlarla her şey yine değiştiriliyor,koşuşturma ve telaş,heyecan hiç bitmiyor...Böyle güzel bir meslek,böyle güzel bir duygu olabilir mi?Yorulduğumuzu anlamıyoruz bile,ya da yorulmuyoruz bile...

Beklerken zamanı değerlendiriyoruz,
bekleme,sohbet hepsi bir arada...
Kostüm şefimiz,şıklığı 109 bölüm sürprizi...Boy fotoğrafı uçanlar arasındaymış,yazı bitince koymayı denemeliyim,başarırım belki,kim bilir...Yukarda peri nene,aşağıda fani nene...
Veee Ayla Arslancan,yanımda 109 bölüm sürprizi makyajı yapmış makyözümüz,çok şekerdir,hiç makyajım yoktu,belki başka bir film,ya da dizide...Uzun yıllardır,hiç makyajsız oynuyorum ama belli olmaz,bizim işler...Tiyatroda Sil Baştan isimli oyunda makyaj yapıyordum,hem de nasıl...
Artık ATA Stüdyoda son çekimlerin arka plan fotoğrafları...
Sessizce beklemeler,fısıltıyla iki üç cümle sohbet...
Çekilen sahneleri seyredip,beklemek,gerekince hemen koşuşturmak...
Boşalan mekanlar,fotoğraf çeken arkadaşlar,kostüm şefi ve yardımcısı poz veriyor...
Çekimler devam ediyor,sabah yaklaşıyor...
Bitmesine az kaldı,herkeste heyecan son kertede...

Kimsede uyku filan yok,herkes cin gibi,herkes  işinin başında...İşi bitenlerde gitmiyor,herkes bir arada olmaktan memnun,uykym geldi,yoruldum,artık gitmeliyim diyen yok...

Sarı ve siyah saçın güzel uyumu...
Ön planda heyecanlı bir çalışma,arka planda sakince bekleme...
Bitmek üzere,stüdyo yavaş yavaş soğuyor,Annecik üşüyor...

Mavi oda yine boyanıyor,son bir iki çekim var,blubaks'ta...
Seti boşaltıcak arkadaşlar da beklemede...



Yukarda blogdan uçurulan kar fotoğrafları,ben en arkaya koymayı düşünüyordum ama,benim sözüm dinlenmiyor,blog bildiğini okuyor...
Kostüm şefimizin boy fotoğrafı,muhteşem değil mi?Bayılırım çılgınlığa...
Yardımcısı yavaş yavaş kostümleri topluyor...
İlk işimiz kahvaltı yapmak,ben evde yaptığım halde,yine de iki lokma simit alıyorum,sabah sabah yenmez mi?
Evet çekimler hemen hemen bitti,saat üç civarı,yorgunluğu giderip vedalaşmak için ikişer parmak viski ve karamelli Tobleron çikolata...Annecik çikolata seçiyor,gençler,viski yakışır diyor...Fotoğrafları çekilmeyen,çekilemeyen kucaklaşmalar,öpüşmeler,gizli açık gözyaşları,son dakika notları,telefon almalar(son dakikaya kadar pek çoğumuz inanamıyorduk açıkçası,bende dahil,bu kanal bu kadar seyircisi olan bir diziyi kaldırmaz diyorduk,çünkü)vedalaşmalar,görüşelim muhabbetleri....Veeeeeee servislere,arabalara binip, evli evine, köylü köyüne, evi olmayan sıçan deliğine gitmeler...

Friday, December 30, 2011

BİR YILIN DAHA SON GÜNÜ

Bu sabah ilaç yazdırmak için kliniğimize gittim.Bahariye Akbank Şubesinin üst katı...Sürpriz!Kapı geçit vermez bir biçimde kapatılmış,tamirat var.Bu yaşta eğilip o demirlerin altından geçemem,öyle bakınırken bir delikanlı (bu tamirat için demirleri yerleştirenlerden biri) en alttaki demiri azıcık açtı,hafif eğilip girdim.İlaçlarımı yazdırdım,herkese iyi yıl dileklerinde bulunup,ayrıldım...
Karşı kaldırımda arkadaşlarımdan biri kalabalığın ortasında uyukluyor,yuvarlacık ve pek güzel görünüyor.Doğal olarak Cicik dayanamadı...Onun yanına gidince,karşıda zorlukla  çıktığım kapıyı daha iyi gördüm,nasıl sığdım oralardan,şişmanladım diyip duruyorum ama demekki hala o denli şişko değilim.
 Dönüşte Quneme uğradım,çoook eski fotoğraflarımı bulmuş,onları verdi bana.Üstteki tiyatroya yeni başladığım 61, 62 yıllarından,alttaki 80 li yıllardan,Tuncay Özinel Tiyatrosu döneminden...
Siyah beyaz 80 olabilir,Ferhan Şensoyla Şahları da Vururlar döneminden...
Ortadaki fotoğraf Antalya 86 sevgili Emel Çeviren bana misafir gelmişti ve çok güzel günler yaşamış,çok güzellikler paylaşmıştık...
Aşağıdakine gelince sene 1985 yer Urfa Züğürt Ağa  filmi çekiliyor,bir aydan fazla kaldık Urfada, çevrede çok güzel arkadaşlarımız oldu,ekibimiz çok iyiydi,çalışmak çok keyifliydi,Sıcağa,sineklere rağmen çok mutluyduk...En öndeki bendeniz cennet kuşu,saçım permalı...Benim çekimim yok o gün o yüzden Züğürt Ağanın annesi gibi değil,Ayla Arslancan  olarak arzı endam ediyorum fotoğrafta...
Pek yılın son günü yazısı gibi olmadı ama eski yıllardan bahsetmek de çok abes değil,yarın bu saatlerde, iki bin on bir de eskimiş olacak,aynı gördüğünüz fotoğraflardaki eski yıllar gibi...Veeee ben de yetmiş altıya doğru yol almıya başlamış olacağım yarın bu saatlerde...Hepinize, sevdiklerinizle birlikte,sağlıklı  ve mutlu yıllar...Seneye görüşmek üzere, sevgiyle öpüyorum hepinizi...  

Wednesday, December 21, 2011

İLAVEDİR

Dün yazdığım yazının kaybolan fotoğrafı,bence çok komik,buraya koydum.Bakalım size de komik gelecek mi?Bu yaşta,böyle bir poz delilik değil de nedir?

Thursday, December 15, 2011

HERHANGİ BİR PERŞEMBE

Perşembe akşamı fotoğrafları koyduk.Cicikle baktık,pek beyendik.Sıra yazıya geldi,sistemi yine değiştirmişler.Bugün diye başlıyacaktım,B harfini bile yazamadım.Neyse bugün Qunem geldi de,ondan yeni sistemi öğrendim.Belki on yıllardır,pazara çıkmıyordum,çok kalabalık değildi,zaten kalabalıklaşınca çıktım pazardan,elimde baston,ağır aksak ,zorlaşmıştı yürümek...

Buluşacağımız sokağa,önce ben geldim.Beklerken gelebilecekleri sokakları,görüntüledi Cicik.
Bir karşımızda,bir,sağ bir de sol tarafta sokak vardı.
Arkamız pazarın bir kapısı,daha kaç girişi var bilmiyorum.

Karşımızdaki sokaktan geldiler,tam kareden kaçarken Ciciğe yakalandı torunum,çok güldük...
Pazar bir hercümerç,her şey var,alt alta üst üste,karman çorman,özlemişim,bir keyiflendim ki sormayın...
Artık ara sıra gelirim bu pazara,her hangi bir şey almak şart değil,dolaşmak,insanları,telaşı,alış veriş yapışlarını seyretmek çok güzel.Pazarlık yapanlar,alıp sevinenler,alamayıp üzülenler,benim gibi yalnızca bakanlar...
Qunemle Kiki önde ben arkada,dolaştık epeyce.

Beni genelde Gümüş ve Annemden tanıyorlar,şimdi Sihirli Annemden de tanımaya başladılar.İnsanların size,sevecen gözlerle bakması,çok güzel bir duygu,mutluluk veriyor.
Burada benim çok komik bir fotoğrafım vardı,görünmez oldu birden,düzeltmiye çalıştım gitti,güle güle dedim ama,yazı bitsin umarım,halledebilirim...

Yılbaşı süsleri satılan tezgah,çok cıvıl cıvıldı,çeşit çeşit süsler genelde kırmızı...Çok göz alıcıydı...
Yaşlısı,genci,zor yürüyeni,düşüncelisi,neşelisi,tasalısı,herkes ayrı bir alem...Bu sokaktan çıktım,kalabalığın çoğaldığı sokaklara gelmiştik,kap kacak,yiyecek içecek,yani yoğunluğu çoğaltan malzemelerin satıldığı tezgahlar,bir itiş kakış,bastonumdan ve kalabalıkta benim birilerine,birilerinin bana çarpmasından korktum,yeni yıla  girerken,hiç kimseye bir şey olmasın dedim.Tam çıkarken,bir tezgahta ne zamandır aradığım,yumuşak kadifeden eşofmanlar gördüm,hem de istediğim renklerde,yanımda para yoktu alamadım,sokağı hatırlatmak için,akıllı Cicik tabelanın fotoğrafını çekti...Yılbaşından sonra gidip iki tane almalıyım.İşe hep eşofmanla gidip geliyorum,çok rahat oluyor.Benimkiler,siyah ve gri,ikisi de polar,çok sıcak tutuyor,serisimiz zaten sıcacık hiç üşümüyoruz.Bu gördüklerim daha ince,bir kahve rengi almalıyım.Belki bir de çılgın bir renk alırım,bilmiyorum...Alırken karar veririm,belki de bir tane alırım,bakalım...Şimdilik bu kadar,fotoğrafı koymaya çalışalım,bakalım becerebilecek miyiz?Ben ve Cicik yani...

Thursday, December 8, 2011

KASIM ORTASI ARALIK BAŞI DEĞİŞİM ZAMANI

Yazıyla kelalaka bir fotoğraf,ama CİCİK te ben de çok beyendik.İki tekerliğin arasındaki gölge sanki benmişim gibi bir duyguya kapıldım.Halbuki servisle sete giderken çekildi... Bayramdan önce,Sihirli Annem dizisinden teklif geldi,Günlük dizi,benim güzel kızlarım,çok yorulursun dediler.İki seneden fazladır,dinleniyorum bıktım,çalışmak,çalışmak,çalışmak istiyorum dedim.Seve seve kabul ettim,Belgrat,Saraybosna ve Mostar gezisini yapıp kasımın on üçünde döndüm.Onbeşinde saat on ikide servisle sete gittim.Çok büyük bir stüdyo ve dizinin tüm dekorları aynı yerde,benim için bir ilk(reklam çekimi hariç) servisle gidiyorsun,servisle dönüyorsun.En güzel tarafı giderken,eyvah trafik var,sete geç kalır mıyım,paniği yok,iki de bir saate bakmıyorsun,kalp krizi riski yok.Yolda yok ama çekimlerde vardı,her yeni çekimde olduğu gibi,heyecan üstü heyecan,abuklamalar,sabuklamalar,bir çarpıntı arkası kalp krizi...Tamam heyecan çok güzel ve ayrıca da mesleğimizin en önemli parçası,yalnızca benimki çok fazla...Üstelikte seneler geçtikçe daha da çoğalıyor...Neyse ki yatakta sürünüp,süründürmekten,çalışırken küt diye gitmek çok daha iyi olsa gerek,bu seferde oradaki arkadaşların kabusu geliyor aklıma...Neyse boş verin,bunlar laf'ı güzaf..Çalışmayı çok özlemişim,tüm arkadaşlar çok tatlı,ortam çok güzel,genelde dört gün çalışıp üç gün tatil yapılıyor.Zaman su gibi akıp gidiyor,nihayet tembellik bitti,kendime geldim.Vücudum tempoya alıştı yeniden... Derken Kasımın son günleri film heyecanı başladı,Oyuncu toplantıları,basına gösterim,gala gecesi ve iki Aralık vizyona girişi...İnanılmaz günlerdi,haberleri,fotoğrafları görmüşsünüzdür.Ben size başka bir şeyden bahsetmek istiyorum,önce bin kişilik salon doldu,arkasından,beş yüz kişilik olan açıldı ve o da doldu,konserlerde olduğu gibi ara basamaklar ve yan boşluklar doldu...Tiyatrodaymışız gibi ara alkışları ve finalde müthiş bir alkış patlaması...Çekimleri gördüğüm ve bende oynadığım halde,daha birinci epizot başlarken bir kaptırdım kendimi, seyirciydim sanki,filmin içine daldım gittim...Ve işte artık mutlu,çok mutlu bir kadınım...Harika bir ekiple,sevilen bir dizide oynamak,Yüksel Aksu,Galata Film ve o muhteşem arkadaşlarımla birlikte böyle bir filmde olabilmek...Ancak bu kadar yazabilirim,fazlası imkansız gibi geliyor bana,kelimeler kifayetsiz olabiliyor.Işıklar içinde yatsın Orhan Velim,ne de güzel yazmış...

Saturday, November 5, 2011

TEBDİL'İ MEKANDA FERAHLIK VARDIR

Kimbilir kaç sefer balkonumuzun fotoğrafını görmüşsünüzdür.Bu seferki biraz farklı,büyük masa içeriye girdi,belki iyisaatte olsunlar uğrar da bana,resim filan yaparım,düşüncesiyle...Niye çoğul konuşuyorum,balkon hem benim,hem de Kikiriğin,yani çoğuluz...Sonbahar geldi neyime,kan damlar fidanlarımın yüreğine...büyük olan saksıda fuşya renkli Begonvil fidanı,daha ufağında tohumunu Antalya Kemerden getirdiğim,kocaman,kırmızı,salkım çiçekler açan ,oralarda Arap Dudağı denilen ağacın ufacığı...İkiside geçen ay yaprak dökmeye başladılar,görünüşleri iyice cılızlaştı,kışın içerden gizlice beslenip,baharda birden gelişmiş bir şekilde çiçeklenip,beni mutlu kılıcaklar...Yani umutluyum kısaca...
Sadece ufak saksılar ve küçük bir kahve fincanı sığacak kadar bir sehpa ve iki iskemle kış için yeterli...Kikirik hanımefendi hangi iskemleye kurulursa diğeri bana kalıyor,genellikle güneş hangisinde daha çok parlıyorsa,o iskemle seçiliyor...
Kavgasız gürültüsüz güzel bir kış bizi bekliyor.Altı gün kadar mola veriyoruz,bu akşam üstü Qunem,Kikiriği annesi ve ikizinin yaşadığı,kendi evine götürdü.Çünkü ben yarın akşam üstü Belgrada uçup Acamın yanına gidiyorum.sadece altı gün kalıp döneceğim,devamını dönüşte yazarım,Ciciğin çektiği fotoğrafları koyarım,gelir gelmez de,ayağımın tozuyla Kikiriğimi alırım...Sizinle de dönüşte görüşürüz,her ne kadar Kurban Bayramını sevmiyorsam da hepinize sağlıklı,mutlu bayramlar,küçüklerin yanaklarından,büyüklerin de yanaklarından öperim...

Friday, October 7, 2011

YETMİŞ BEŞİNCİ SONBAHAR

Bir haftadır başlık duruyor,yazamadım bir türlü.Neden mi?Cicik çok güzel sonbahar fotoğrafları çekti,uğraş babam uğraş izin vermedi,münasebetsiz blog...İnat ettim, her gün denedim,bana mısın demedi,nuh dedi peygamber demedi...Ben de Cicikten özür dileyip,fotoğrafsız yazıyorum,yapılıcak bir şey yok...
İlk üç seneyi hatırlamam,bazı resimler var,onlar anılarda çıkar ortaya,dört yaşından sonra sonbaharlar beni çok üşütüyor,o yaşta Ankaradaydık,babam Genel Kurmayda çalışıyor,biz de Dikmen Bağlarında eski bir bağ evinde oturuyorduk ve ben çok üşümeye başladım,devamlı titriyordum,sıcaktan soğuğa geçince uyum sağlıyamadım galiba,diye düşündüler,bizimkiler...Sonra anlaşıldı,sıtmaya yakalanmışım meğerse...Çok uzun sürdü tedavisi,kinini hatırlıyorum,bir de bir gün çok sağlıklı bir gün titremeli olduğumu,başka bir şey anımsamıyorum...İyi olduğum günler,yine evden kaçıp asmaların arasına dalıp,sona kalmış üzümleri yerdim,ertesi günü titriye titriye yatakta yatardım.Kışa kadar sürdü galiba...İyileştim fakat her sene ilk soğuklarda, yetmiş bir senedir hep titrerim,sonra geçer.Yağmurda,karda yürümeyi çok severim,sıkı giyinir,sokağa atarım kendimi,üşümem,korkunç olan yalnızca ilk soğuklar...Kikirik te benim gibi koç burcu o da hava soğudumu hemen sıcak bir yerler arıyor,kalöriferler yanınca da çok mutlu oluyor,hemen her radyatörün üstünde onun yeri var,yumuşak bi şeyler koyup hazırlıyorum,ordan oraya geçerek sıcağın sefasını sürüyor...Bu sefer fotoğraf yok,onun,benim,bulutların,güneşin batışının,yaprakların dökülüşünün,rüzgarın yağmuru uçuruşunun,yani kısaca hiç bir şeyin,fotoğrafı yok,koyamadım çünkü...
Artık başka bahara kaldı...Bir dahaki yazıya kadar düzelir umarım...