Tuesday, August 16, 2011

EVİMİZİN ÖZEL KONUKLARI

ANNECİK ev giysisiyle misafirlerini karşılıyor.Misafirlerimiz,tatile giden Qunegond ailesiyle birlikte yaşıyan, bizim Kikiriğin annesi ve ikiz kardeşi...Bu yazıda genellikle yazı yok,Ciciğin yakaladığı,evimizdeki yaşamdan minik parçacıklar var...




Tanıtıma başlıyoruz,burası bir dolap,içinde ıvır zıvır ve çeşitli dosyalar var.O katır kutur şeylerin üzerinde rahatsız olmasın diye bir yastık k0ydum.Yatan hangisi mi?Bizimkinin ikizi Bıcırık,ismi pek kullanılmıyor,genellikle şişko deniyor,Kikiriğin yanındayken pek ortalarda dolaşmıyor,sadece bizde değil,biz onlara gidince de tavrı aynı...Ben annemi her zaman görüyorum,biraz görmeyenleri düşünmeliyim,der gibi bir davranış,ya da bizimkinden biraz tırsıyor...Zaman zaman Kikirik hımmmmmm, diye uyarıyor şişkoyu....




Anneleri,yani Minu onları zaman zaman pataklıyor,ben anlamıyorum ne yanlış yaptıklarını,ama onlar anlıyorlar herhalde,çünkü hiç karşılık vermiyorlar pataklanırken...Suçlu çocuklar gibi başları önlerinde,öylece durup anne patisiyle dayak yiyorlar...





Minu da artık kocaman oldu,asıl şişko o bence,baksanıza kucağıma sığmıyor,yine de çok rahatmış gibi yayılmış yatıyor...






Kucağımdan güneşe kaçtık,burada uyumak başka türlü bir keyif,güneşi çok seviyoruz,Minuyu bilmiyorum ama çocukları benim gibi koç burcu... Hepimiz güneşi çok seviyoruz,her koç böyle midir,bilemiyorum ama biz böyleyiz...





Minu gıgışını ve göbeciğini sevdirmeye bayılır,en çok onun fotoğrafı var,Cicik daha rahat görüntülüyor onu,hep görünür yerlerde çünkü...




Yatışa bakın,nsıl mıncıklamazsınız yani,dayanılır mı hiç!




Örtünün altında görünür görünmez bir kabartı var ya,işte orada Bıcırık var...Burası da saklandığımız yerlerin başında geliyor,bakalım Aca Bosnadan gelip yatağı alınca bizimki nerelere sığınacak?



Yine bir (gel beni sev) pozu...





Annelik değil mi,kıyamamış Bıcırığına ,onun yanına dolaba girmiş,orada uyuyor...





Sanırım,pek güzel bir rüya görüyoruz,çok mutluyuz...





Bıcırık,torunumun deyişiyle bizim şişko,bişey seyrediyor,bakalım ne seyrediyor?





Annesiyle Kikiriğin sevişmesini,oynaşmasını seyrediyor,kıskanç bir görünüşü yoktu değil mi?Kıskansa o da yanlarına gidip rahatlarını bozabilir,ya da oynaşmıya katılabilir,ama hiç yapmıyor o işi...




Onları rahat ve özgür bırakıp sadece seyrediyor...O da bir seçim,Kendi evlerinde,hep annesinin tepesinde o da...Burada Kikiriğe ,özel bir ayrıcalık tanıyor bence...




Sadece kedilerde değil,bütün hayvanlar aleminde böyle duygulu,güzel ,biz insanlara örnek olacak,olağan üstü kabul ettiğimiz,aslında çok doğal olması gereken duygular,sevgiler,ilişkiler var...Anlıyana sivrisinek saz,anlamıyana davul zurna az,demişler,iyi etmişler...
En az bayrama kadar birlikteyiz,ben de çok, ama çok mutluyum...

Sunday, July 31, 2011

GÖRMEDEN GEÇEMEDİM

Böyle gördüğünüz zaman hemen hemen bitmiş,eli yüzü düzgün bir site dersiniz.Toki konutları olduğunu öğrenince aferin,işte ne güzel,derli toplu bir site dersiniz.

Egede olduğunu öğrenince,allaha allah niye hiç yeşillik yok, diye sorarsınız kendi kendinize.

İlk görüşte ben de sizin gibi sordum aynı soruyu kendime gidip geldikçe bu yolu,çeşitli fotoğraflarını çektik Cicikle...

Burası neresi mi,hemen söyliyelim.Milas Bodrum yolunun Didim sapağı.Her üç yere de epeyce uzak,şöyle ki Bodrum ve Milasa,hemen hemen iki saat(yürüyerek değil,hızla giden bir otomobille)Didime bir saat.Tabi bu söylediğim rakkamlar kesin değil aşağı yukarı,bana sorarsanız burası dağ başı,çevrede deniz yok,zeytinlik yok,yerleşim yeri yok,yeşillik yok.Yani Ege bölgesi için yok denicek kadar az...

Fotoğraflara bakmıya devam edelim,böyle bir yerde site niye yapılır,aklınıza gelenleri yazarsanız sevinirim.Benim aklıma gelenleri sizinle paylaşmak istiyorum.

Ya bu arsa çok önemli birinindir,ona para kazandırmak için Toki bu işe sıvanmıştır.

Ya yakın bir zamanda burada bir yerleşim yeri,hatta cami,okul,AVM.yapılacaktır.Burası hazırlığın başlangıcıdır.


Ya da çok yakın,ya da biraz uzak bir yerlerde,binlerce yıllık zeytinler parçalanıp sökülerek yapılan yol çalışmalarında bir metal,bir maden,bir gaz ne bileyim bir şey bulunmuştur.Ona hazırlık olsun,işçiler alamazlar ama,belki üst düzey memurlar,mühendisler filan alabilirler,diye düşünülmüştür.

Tüm kentlerimiz,sitelerin çevresindeki gecekondulara alıştı,ya da alıştırıldı,işçiler de buraya geldikleri zaman çevreye gece kondularıyla yerleşirler.Üstelik daha yeşil,daha elverişli yer seçebilirler,sitenin burnunun dibi olmasın diye.


Aslında buradan biraz uzaklaşınca çevre yemyeşil,bütün Ege gibi.İstedikleri kadar Zeytinleri ve diğer ağaçları,yollara bellere kurban etsinler,yine de ülkemiz yemyeşil...


Arnavutluğa gittiğim zaman,oraların zeytinlerini,ağaçlarını,iğdelerini kıskandığımı yazmıştım ya,seneler sonra Egeye gidince kıskançlığım geçti.Ama kıskançlığımın ölçüsünden çok daha fazla bir ölçüde kızgınlığım başladı,yapılan kıyımlardan dolayı...


Çekimden döndüğümden beri,bu fotoğrafları koyup,bu yazıyı yazmak istiyordum.Her şeyin bir zamanı varmış,rahmetli nenecim(ananem)öyle söylerdi,çok doğru bir söz.Bugün bu sıcakta ne yapabilirim diye düşünürken,birden bire aklıma geldi.

Benim sıraladığım nedenlerden başka, aklınıza bir şeyler gelirse ve benimle paylaşırsanız çok sevinirim,sevgili arkadaşlarım.Biraz komplo teorisi gibi bir yazı oldu ama,görmeden geçemezdim,dağ başındaki bu siteyi...

Tuesday, July 26, 2011

OTUZ ÜÇ DERECE SICAKLIKTA KISA BİR YÜRÜYÜŞ

Fotoğrafları dün gece koydum,saat ikiye geliyordu,bırakıp yattım.Yazı bugüne kaldı,akşamüstü altıyı biraz geçe,Kikiriği yatağımda,güzellik uykusunda bırakıp Cicikle sokağa attık kendimizi...Aman allahım hala ne sıcak!

Buna benzer kimbilir kaç tane yazı vardır bu blogda,baştan söylemeliyim,sıkılıyorsanız bırakın okumayı,şöyle bir fotoğraflara bakıp,gülün geçin bizimki yine saçmalamış diye...

İlk gözümüze ilişen apartman girişinde,birbirinden ayrı yerleşmiş,sıcaktan yayılmış iki kedicik, benim her zamanki sokak çocuğu arkadaşlarımdan...

Ooooh,keyfe bakın,yine de kafalar kalkıyor ve her zamanki gibi poz veriliyor.Bayılıyorum kediciklerin bu mankenlik özelliklerine,ille de güzelliklerini gözler önüne serecekler...

İkisini bir kareye sığdırabildi Cicik,teşekkürler benim sevgili yol arkadaşım...


Kadıköyümüzün güvercinleri,kargaları,serçeleri hatta martıları ayak altında dolaşmıya bayılırlar ve de hiç bir şeyden,hiç kimseden korkmazlar.


Yolumun üstünde Kriton Curi Parkı vardı,serindir diye hemen daldım,bol ağaçlı, bol gölgeli,bol kuşlu,bol kedili,bol çocuklu,bol çiçekli bir park...Bu sene iki küçük havuzuna fıskiye koymuşlar,çok yakışmış.Her akşam üstü gelebilirim...


Sarmaşıkların arasına saklanmıya çalışan,belkide sıcaktan kaçan bir kedicik var,görebilir misiniz,bilemiyorum,önemli de değil,yürüyüş yolu ve bitkiler de çok güzel nasılsa,bu yol böylece tüm parkı dolaşıyor...Yolunuz düşerse uğrayın,düşmezse de düşürün bence...



Bu havuzda kaplumbağalar var,onlarda bu sene gelmişler,yerleşmişler havuza,mutlu bir şekilde tembel tembel dolaşıyorlar,tembel olamazlar çünkü hiç durmuyorlar,hep yüzüyorlar,yakalamak öyle zor ki...Neyse Cicik yakaladı ama güneşin pırıltıları ve ağaçların yeşili gökyüzünün maviliği derken onları görebilmek pek zor...


Nasıl ışıl ışıl ışıldıyor havuz,başından ayrılmak istemiyor insan,yürüyüşe çıktım,belki de iki yüz elli gram eksilir tartı olamaz mı?Hadi devam,yürü bakalım annecik...



Bir tanede karacık,bu senenin bebeği galiba,pek ufak tefek,pek tatlı,pek cilveli,yürüyüşünü görseniz bayılırsınız,kırım kırım kırıtıyor...



Yürüyordum,birden dur dedi Cicik,dur bakalım,şu geçitin ikiyanındaki güzelim çiçekleri görmeden geçemem,söz dinleyip durdum,iyiki de durmuşum,çiçekler çok güzel,her kısa geçitin iki yanında varlar,şirin şirin gülüyorlar sanki...


Bu başka bir yavrucuk,tam kapkara değil, bu da bi güzel poz verdi,kafası patilerinin arasındaydı,benim öpücük sesimi duyunca kaldırıp kafayı bana baktı
ve şöyle bir yerleşti.Sorarım size bu poz vermek değil de nedir?


Parktan çıkmak üzereyim,biraz büyük ve havalı bir karacık beni uğurluyor,seviyoruz seni,yine gel diyor sanki...


Yola devam,şunun güzelliğine bakın,rengarenk komik bir surat,sanki komedyen dalga geçer gibi bakıyor Ciciğe...Binlerce kedi fotoğrafı çeksem,hiç biri birbirine benzemez diyor Cicik kulağıma,kediciğe duyurmadan...



Biz bir anneyiz,rengimiz çok değişik,koyu somon gibi...Burası yıkık dökük,iki katlı bir ev,cadde kenarında satılık,yandaki emlakçıya sordum yedi yüz elli bin dedi,ben de ona oha dedim.Ağzımdan çıktı sonra utandım ama yapılıcak bir şey yok çıktı bir kere,yeri içinmiş efendim şaşırmış bu insanlar,olacak şey değil!Ben bebeklerin sadece birini biliyorum,daha evvel görüntülemiştik,belki hatırlarsınız.Belki de hepsini görmüşümdür,hepsi birbirne benziyor olabilir...Bebekler büyüdü çoktan ama annecik hala onlara bakıyror orada...



Bakın ev gerçekten bir harabe,kimbilir fareler nasıl sarmıştır her yerini,neresini tutsanız elinizde kalıcak gibi.Ben yine de çok seviyorum,param olsa ve cesaretim olsa alır,düzeltir oturur o küçük bahçesini ve çatı balkonunu çiçek ve ağaç cenneti yapardım...Her geliş gidişte durur bakarım oraya,en sonunda emlakçı çocuk ne yapıyorsunuz diye sordu da fiyatını öyle öğrendim,belki de beni deli zannetmiştir...Durup öylece seyrettiğimden ötürü,kimbilir kaç kere gördü ben bakarken...


Yürüyüş bitti bizim bahçeye geldim,bizimkilerden biri komşu bahçeye geçmiye çalışıyor,galiba bir arkadaşı var orada.





Bizim bahçemiz kedicikler için cennet gibidir,herkes sever ve şımartır...Arada sevmeyenler de var doğal olarak...Sevenler ağırlıklarını koydukları için hiç bir şey yapamıyorlar sadece homur homur homurdanıyorlar,yok efendim mundarmış,yok efendim eteklerine sürünüyorlarmış,gülüp geçiyoruz.Kedigiller kadar temiz başka yaratık var mı bilmiyorum ben,her dakika yalanıp yıkanırlar,biz bile o kadar sık yıkanmıyoruz.Önde görünen kül renklimiz var ya o muhteşem bir şey,güzelliğini biliyor,kral ya da kraliçe gibi gururlu yürüyor,bakışı da öyle...Kesinlikle sıradan değil!

Bir başkası,dedim ya biz çok şanslıyız,yığınla kedi arkadaşımız var,her sene çoğalıyorlar,bir kısmı evlere konuk oluyor,bir kısmı bahçede,çok soğuklarda uygun köşeler hazırlanıyor,mamaları suları istedikleri kadar,hatta daha bile çok,bazı konukları da ağırlıyorlar...


Belki de bıktınız kedilerden ama bıkmayın,daha kimbilir benden neler duyacaksınız kediler hakkında...


Baksanıza bıkılırmı şu güzellerden,her biri ayrı tatlı ve güzel...


Bu sonuncu,yani ortalıkta görebildiklerimin sonuncusu,yoksa kediciklerimiz daha fazla...Öpücük sesine bile yüz vermedi,derin bir düşünce alemine dalmış gitmiş.Hiç bir şey ilgilendirmiyor onu, istifini bile bozmadı...


Evden çıkarken balkon kapısını kapatıyorum,kuşlar için atlayıverir diye korkuyorum,altıncı kattayız,şakası yok kuşlar da ayrılmıyor buralardan,vasistaslar hep açık martı besliyemiyorum ben Didimden döndüm baktım ki beni ve ekmeklerimi unutmuşlar.Kışa kadar ara verdim,Kikirik için çok tehlikeli onların pencereye gelmeleri...Kapı açılır açılmaz kendini hemen balkona atıp uyku pozuna girdi, öptüm okşadım yüz vermedi...

Ben de gittim,soyunup dökünüp duş yapıp,rahatlayıp,akşam yemeğine kadar dinlenmek üzere Kikiriğin karşısındaki iskemleye kuruldum.O da lutfedip,kafayı kaldırıp bana baktı azıcık dinlen sonra kucağına gelicem der gibiydi bakışı...Saatlerdir yoksun,bu kadar ayrılık yeter,ne yapalım peki canikom dedim,bi öpücük yolladım...